21 Ekim 2010 Perşembe

Tartıcı Çocuk,lüzumsuz yazar



Saat öğlen üçü vurmuştu.Yine bir yere geç kalmıştım.Neresi olduğunu merak etme bir zahmet okur.Zaten geç kalmanın verdiği adrenalinle koşar adımım.Bir de senin meraklı tutumunla sıkışmak istemem.Hem insanın geç kaldığı yer önemli değildir.Eğer önemli olsaydı geç kalmazdı bu insan evladı.Bir astronotun roketin fırlatılmasına geç kaldığını gördünüz mü hiç? Göremezsiniz öyle şeyler çünkü hiçbir astronot metrobüs kullanarak gitmez üste! Ve bu roket fırlatma olayları pek sık yaşanmaz.Sık yaşanmadığı için önemlidir ya.Her saat başı roket fırlatılsaydı canım ülkemde önemsemezdik o zaman,sıradan gelirdi; aynı metrobüs seferleri gibi.Lütfen okuyan,lütfen! Metrobüs seferleri önemlidir demelisin içinden.Yazarın bu son cümlesi yersiz olmuş demelisin.Geç kalmanı sağlayan metrobüs seferlerinin seyrek olmasıdır,artık Zincirlikuyudan aktarma yapılmasıdır,gideceğin yerin önemsiz olması değildir! Demelisin ama işte dedim ya sen okuyansın bende yazan.Aralara ne cümle sıkıştırsan eklektik kalacak yazınıma.Üstelik gerginim de biraz.Yumuşamam gerek.Öyleyse yeterli beyin fırtınası yapılan bu gereksiz uzunluktaki girişten,öyküye kaçalım hemencik.

Saat öğlen üçü vurmuştu.Geç kalmış bünyem,koşar adım ilerliyordu durağa.Etrafta,seyyar satıcılar fuar kurmuş,en güzel türkülerini dillendiriyorlardı.Çiğ köfte dürümün piyasa değeri 1.50 Lira’dan,kağıt mendilinse 50 kuruştan başlıyor,tüketicisine en seyyarından,pek samimi ulaşıyordu.Bu gayet makul kıymetler borsa pazarında bir sotede,makul olmayan bir satış politikası gözüme ilişti.11-12 yaşlarında tartıcı bir çocuk,sotesine kurduğu gazete tezgahının üstüne tartısını ters koymuştu.Bu tutumun sebebi neydi? Bu minik bünye,kimi,neyi,neden eleştiriyordu?Ya da amacının bu olduğuna hemen nasıl karar vermiştim? Çocuğa dikkatli baktım.Aydınlandım benim cici okuyanım.Minik esnaf eline aldığı küçük dondurmayı bir son bahar gününde,üstelik de yağmur ciselerken yalım yalım yalıyordu.Gözlerin kapatarak,yanından geçen aceleci kalabalığa aldırmadan,gayet çocukça.Ticareti tırmalayan elleri,soğuk bir dondurmanın stik çubuğuna tutkundu.Bir süre önce "tartalım abi" diye bağıran o dudaklar şekere hasretti.Bir dondurma bitimliğine de olsa,bir müddet dükkanını kapatmıştı.Onun kepengi yoktu,ne de bir kepengi kapamaya yeter uzunlukta boyu vardı.Sadece bir tartımlık tartısını ters çevirme lüksü… Küçük çocuğun büyük tutumu dikkatimi ağlattı.Çok üzüldüm,çocuğun durumuna değil,benim bu güne değin tartıcı bir çocuğun tezgahı kapatıp,müşteriyi geri çevirme hakkının olduğunu düşünemememe üzüldüm.Çoğusu fark etmedi,bir yerlere geç kalmamak için metrobüse koştu.Ben fark eden o azınlıkta mıyım onu bile bilmiyorum.Sadece koşma hevesim kaçtı.Bir müddet keyif alarak çocuğun ziyafetini izledim.Nereye geç kaldığımı önemsemedim.Bu minik esnafın,duruşunu önemsedim.Çünkü hiçbir metrobüs geçidinde,hiç kimse,böylesine keyifle yemeyi hak etmemişti stik dondurmayı.

21.10.2010